KUŞADASI ADAKULE’DE OTELİ İÇ YÜZÜ ASIL SORU: İŞÇİNİN ALACAĞI NEREDE?
Değerli Okuyucularım Ulusala da intikal eden Kuşadası Adakule Oteli İşletmecisinin Konkardado ilan edip İşçilerinalacaklarınıda öteleyen Otel İşleticisinin İşçileri KOKARDATO KARARININ ARKASINA SIĞIMASI REZALETİNİ AÇIKLAYACAĞIM.
KONKARDATO OLAYI
Değerli Okuyucularım Bu Konkardato OlayınıİSTANBUL İHRACATÇILAR BİLİĞİ BAŞKAN VEKİLİ VE KİPAŞ HOLDING SAHİPLERİNDEN DEFALARCA KONUŞTUM ÖNERİMİZ DEFALARCA YAZDIM.
Konkardato ilan eden şirketlerle işçi alacakları ve iş yaptığı yerlerin kiralanma ücretinin ödenmesi ve den tutunda işçi alacakları dahil suistimal edilmektedir bu durumda işçi maaşları ve taşoron alacakları Kiralan yerlerin ödemeleri dahil her şey ertelenmekte AMA devlet alacakları banka tahsilatları ödenmekte.
İŞTE AYDIN ADAKULEDE OYNAN OYUN BUDUR. BENCE BU TÜRK ŞİRKETLERİN KÖKTEN İFLASI GERÇEKLEŞSSİN PİYASADAN DEFOLUP GİTSİNLER ÇÜNKÜ ŞU AN KONKARTADO OLAYI OLABİLDİĞİNCE İSTİSMAR EDİLMEKTEDİR NAMUSLU FİRMALAR BUNLAR YUZUNDEN İFLAS ETMEKTELER İŞÇİLER ALACKLARINI ALAMAMAKTADIRLAR OH NE ALA MEMLEKET BU UTANMAZLAR BİRDE MİLLETİ SUÇLUYORLA.
ŞİMDİ ADAKULE OLAYINI YAZIYORUM BU YAZI TÜM TÜRKİYEYE ÖRNEK OLSUN.
Adakule İşçiler taşkınlık yapmadı, oteli kırıp dökmedi. Mülk sahibi Şefik Yaman çalışanlarla diyalog kurdu. Peki aylardır alacağını bekleyen işçinin hakkı ne olacak?
Kuşadası Adakule Oteli’nde yaşanan kriz artık sadece bir otelin kapanması, müşterilerin tahliye edilmesi veya mülk sahibi ile kiracı arasındaki ticari anlaşmazlık değildir.
Bu olayın merkezinde alacağını bekleyen turizm emekçileri vardır.
Bir tarafta otelin mülk sahibi Yaman Otelcilik ve Turizm Tic. A.Ş., diğer tarafta bu mülkü kiralayarak işleten ERDE Otelcilik A.Ş.
Ve iki taraf arasında kamuoyuna yansıyan çok ağır suçlamalar bulunmaktadır.
“MÜLK SAHİBİ İŞÇİLERİ ÖRGÜTLEDİ” İDDİASI
ERDE Otelcilik cephesinden gündeme gelen en ağır iddialardan biri, mülk sahibi Yaman Otelcilik’in otel çalışanlarını örgütlediği ve olayları kurguladığı yönündedir.
Bu çok ciddi bir suçlamadır.
Yaman Otelcilik ise bu iddiayı kesin bir dille reddetmektedir.
Şirket, çalışanların eylemiyle veya personelin hak arama mücadelesiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığını açıklamıştır.
Şimdi burada gazeteci olarak soruyorum:
Bu ağır iddianın somut delili var mıdır? Varsa kamuoyuna açıklanmalıdır.
Yoksa neden böyle bir suçlama yapılmıştır?
Bunun cevabını hukuk ve belgeler vermelidir.
FAKAT ADAKULE’DE GÖZDEN KAÇIRILMAMASI GEREKEN BİR NOKTA VAR
Edindiğim bilgiler ve kamuoyuna yansıyan gelişmeler, Adakule çalışanlarının kriz sırasında son derece itidalli davrandığını gösteriyor. Çalışanlar oteli kırıp dökmemiş. Eşyalara zarar verilmemiş. Otelin demirbaşlarına yönelik bir tahribat yaşanmamış.
Yani çalışanların öfkesi, kontrolsüz bir saldırıya dönüşmemiş.Bunun önemli bir nedeni olduğu da ifade ediliyor:
Mülk sahibi Şefik Yaman’ın çalışanlarla kurduğu diyalog.
Şefik Yaman’ın otel çalışanlarıyla doğrudan görüşerek tansiyonun yükselmesini önlemeye çalıştığı, çalışanların sorunlarını dinlediği ve özellikle olayların büyümemesi konusunda iletişim kurduğu belirtiliyor.
ŞEFİK YAMAN’DAN İŞÇİLERE DESTEK
Daha da dikkat çekici olan şu:
Edindiğim bilgilere göre çalışanların otelde kaldığı süreçte yemek ihtiyaçları karşılandı.
Memleketlerine dönmek isteyen bazı çalışanlara ise yol parası konusunda destek sağlandığı ifade ediliyor.
Eğer bu bilgiler doğruysa, ortada üzerinde durulması gereken önemli bir tablo vardır.
Çünkü burada mülk sahibi ile kiracı arasındaki ticari anlaşmazlığın ötesinde, doğrudan çalışanlara yaklaşım söz konusudur.
Bir tarafta aylardır maaş ve diğer alacaklarını alamadığını söyleyen çalışanlar…
Diğer tarafta bu çalışanlarla iletişim kurmaya çalışan bir mülk sahibi…
Bu tablo mutlaka araştırılmalıdır.
ERDE GENEL MÜDÜRÜ ve KİRACI ERDE SAHİBİ İLE İLE
ŞEFİK YAMAN GÖRÜŞTÜ MÜ?
Bana ulaşan bilgilere göre, yaşanan kriz sırasında ERDE Otelcilik Genel Müdürü VE ERDE SAHİBİ HÜSEYİN BEY İLE ile Şefik Yaman arasında da diyalog kurulması yönünde temaslar yaşandığı ifade ediliyor.
Bu konuda kesinleşmiş belge ve açıklama ortaya konulmadığı için bunu şu aşamada kesin bir gerçek olarak yazmıyorum.
Ancak böyle bir görüşme gerçekleşmişse, kamuoyunun bunu da bilmesi gerekir.
Çünkü böylesine büyük bir krizde tarafların birbirleriyle konuşması, sorunun çözümü açısından önemlidir.
İŞÇİLERİ KİMİN ÖRGÜTLEDİĞİNDEN ÖNCE, İŞÇİNİN HAKKI KONUŞULMALI
Bence Adakule tartışmasının en önemli noktası burasıdır.“Mülk sahibi işçileri örgütledi.”
“Hayır, böyle bir şey olmadı.”Bu iddialar hukuk önünde değerlendirilebilir.
Ama bir başka gerçek daha var:İşçiler aylardır ücretlerini alamadıklarını söylüyor.
İşte önce bunun cevabı verilmelidir.
Çünkü işçi örgütlenmiş olsun veya olmasın, kendi hakkını arama hakkına sahiptir.
İşçi taşkınlık yapmamışsa, oteli kırıp dökmemişse, işletmeye zarar vermemişse; bu da ayrıca takdir edilmesi gereken bir tutumdur.
Adakule çalışanları, öfkelerini şiddete dönüştürmeden haklarını aramışlardır.
Bu önemli bir ayrıntıdır.
KONKORDATO İŞÇİNİN UMUDUNU SÖNDÜRMEMELİ
ERDE Otelcilik’in konkordato süreci de kamuoyunun gündemindedir.Konkordato, hukuki bir mekanizmadır.
Fakat konkordato sürecinin sonunda en fazla merak edilenlerden biri çalışanların alacaklarının nasıl karşılanacağıdır.Çünkü işçi için mesele çok basittir:
“Ben çalıştım. Maaşımı ne zaman alacağım?”
Bu sorunun cevabı verilmelidir. MAHKEMELER KONKARDATO İLAN EDERKEN MUFLİS TÜCCARIN ÖNCE İŞÇİ ALACAKLARININ ÖDENMESİNİ SAĞLAMALI DAHA BAŞINDA YOKSA ŞİRKETİN İFLASINI ŞİRKET SAHİBİNİN MALLARININ HACZEDİLMESİNİ SAĞLAMALI .
Şirketler arasındaki kira ve mülkiyet anlaşmazlıkları mahkemelerde çözülebilir.
Ama işçinin mutfağındaki tencere mahkeme kararını bekleyemez.
ADAKULE’DE KIRILAN CAM YOK, AMA KIRILAN HAYALLER VAR
Adakule çalışanlarının yaşadığı tablo bana göre bu cümleyle özetlenebilir:
Otel kırılıp dökülmedi ama insanların hayat düzeni sarsıldı.Bir işçi aylarca maaş alamıyorsa, bunun adı yalnızca şirket krizi değildir.O işçinin ailesi de bu krizin içindedir.Çocuğu da içindedir.Ev sahibi de içindedir.Mutfağı da içindedir.
Bu nedenle tarafların birbirlerine yönelttiği suçlamalar kadar, çalışanların geleceği de konuşulmalıdır.
SON SÖZ
Ben kimsenin avukatlığını yapmıyorum. Ben alın terinin ve gazeteciliğin tarafındayım.
Yaman Otelcilik’in çalışanları örgütlediği iddiası varsa, bunun delilleri ortaya konulmalıdır.
Yoksa bu kadar ağır bir suçlamanın neden yapıldığı açıklanmalıdır.
ERDE Otelcilik’in konkordato sürecinde çalışanların alacaklarının nasıl ödeneceği de açıkça ortaya konulmalıdır.
Şefik Yaman’ın çalışanlarla kurduğu diyalog, yemek ve yol desteği sağladığı yönündeki bilgiler de araştırılmalı ve gerçekse kamuoyuna aktarılmalıdır.
Çünkü Adakule’de bugün en çok duyulması gereken ses ne mülk sahibinin ne kiracının sesidir. O ses, alın terinin sesidir.“Biz çalıştık. Hakkımızı istiyoruz.”İşçinin istediği lüks değildir.Kendi emeğinin karşılığıdır.
Ve hiçbir ticari anlaşmazlık, hiçbir konkordato süreci, hiçbir şirketler arası hesaplaşma bu gerçeğin üzerini örtmemelidir.
İŞÇİ ALACAĞI ALIN TERİ İŞVERENİN NAMUSUDUR ANCAK NAMUSSUZLAR İŞÇİ ALACAĞINI ÖDEMEYEREK KONKARDATO İLAN ETMELERİ NAMUSSUZLUĞUN DANİSKASIDIR.
SONRA BU ADAMLAR TÜRK ADALETİNİDE İSTİSMAR ETMEKTEDİRLER İŞÇİNİN ALACAĞINI ÖDEMEMEKLE.
TÜRKİYE DE KONKARDATO OLAYI ÇOK KÖTÜ İSTİSMAR EDİLİYOR BUNA DERHAL SON VERİLMELİ VEYA KONKARDATO İLAN İLAN EDİLDİKTEN SONRA ŞİRKET HİSSEDARLARIN BANKA HESAPLARI VE DİĞER MAL VARLIKLARININ TAMAMINA DEVLET EL KOYSUN .İŞTE OZAMAN KİMSE KONKARDATO İLAN ETMEYE CESARET EDEMEZ.
Ahmet Gözen
Gazeteci /Köşe Yazarı